Şimdi efendim, o malum durum, hani şu yeni nesil harika cihazımız, termodinamik ısı pompası... Evinize kurdunuz, elektrik faturası düşecek, çevreye katkıda bulunacağız diye heveslendiniz... Gayet de güzel çalıştı bir süre, mis gibi sıcak suyumuz vardı. Ama ne olduysa oldu, bir sabah kalktınız, musluğu açtınız... Hoppala! Buz gibi su! İçinizden bir "Yahu bu ne iş?" dediğinizi duyar gibiyim, vallahi ben de çok yaşadım o anları...
Bu cihazlar, biliyorsunuz, öyle kombi gibi anında şak diye ısıtmaz suyu. Ortamdaki enerjiyi, yani havadan ya da topraktan gelen o minicik ısıyı bile alıp suyu ısıtmak için kullanır. Ama işte, bazen o sihirli değnek değmiyor gibi oluyor, değil mi? Özellikle kış aylarında, dışarısı buz kesmişken, cihazın performansında bir düşüş yaşandığını fark edersiniz... Sanki o enerjiyi toplamakta zorlanıyor gibi, böyle bir yorgunluk hali...
Bir de şu var, hani sistemin kalbi diyebileceğimiz kompresör var ya, o durmadan çalışır durur. Ama bazen o kompresör, ne bileyim, bir arıza verir, ya da kapasitesinin üzerinde zorlanır. O zaman da suyu ısıtma gücü düşer, hatta bazen tamamen durur. Hani arabada motor arızası gibi bir şey, pat diye kalırsın yolda... Tabii ki ilk akla gelen şey, yetkili servisi aramak oluyor, ama öncesinde şöyle bir kendi kendinize kontrol etseniz...
Mesela, cihazın etrafında, hava aldığı yerlerde bir tıkanıklık var mı? Yapraklar, tozlar, kışın kar birikintileri... Bunlar, o hassas sensörlerin ve fanların işini yapmasını engelleyebilir. Hani insanın burnu tıkandığında nefes almakta zorlanır ya, bu da öyle bir şey... Cihaz da nefes alamaz, verimli çalışamaz. O yüzden, periyodik bakımlar, temizlikler hayati önem taşıyor. Yoksa, o "sıcak su vermiyor" şikayeti kaçınılmaz olur...
Bir de, sistemde bir yerlerde kaçak olabilir mi acaba? Soğutucu akışkan dediğimiz o madde, sistemin can damarı. Eğer bir yerlerden sızıyorsa, işte o zaman vay halimize... Sistem basıncı düşer, kompresör zorlanır, verim dibe vurur. Hani arabanın lastiği patlar da gidemezsin ya, aynen öyle... Bu da ancak uzman birinin kontrolüyle anlaşılır, öyle kendi başımıza halledebileceğimiz bir durum değil.
Sensörler... Ah o hassas sensörler! Suyun sıcaklığını ölçen, ortam sıcaklığını algılayan, sistemin beyni gibi çalışan küçük parçacıklar. Bazen bunlar arıza verir, yanlış okur ya da tamamen bozulur. O zaman da cihaz, sanki her şey yolundaymış gibi davranır ama aslında değildir. Hani termometre yanlış gösterir de hasta olduğunu anlamazsın ya, aynen öyle bir durum... Cihaz da sıcak su olmadığını anlamaz, ya da yanlış anlar, ona göre çalışmaya devam eder...
Elektrik bağlantıları... Bazen en basitinden, bir sigorta atmış olabilir. Ya da bir kabloda gevşeklik vardır. Hani evin bir odasında elektrik kesilir de diğer odalarda vardır ya, öyle bir durum... Cihazın güç almasını engeller, çalışmasını durdurur. Bu da ilk bakılacak yerlerden biri aslında, öyle teknik bilgilere çok da gerek kalmadan... Bir kontrol etmekte fayda var, ne olur ne olmaz...
Son olarak da, sistemin kontrol kartı. Hani bilgisayarın ana kartı gibi, her şeyi yöneten o beyin. Eğer orada bir arıza olursa, o zaman bütün sistem şaşırır, ne yapacağını bilemez. Sıcak su vermemek de cabası... O zaman da artık, işin ehli bir teknisyenin el atması şart olur. Kendi başımıza kurcalasak, belki daha büyük sorunlara yol açabiliriz, aman dikkat! Yani anlayacağınız, bu termodinamik ısı pompası, her ne kadar mucizevi bir cihaz olsa da, bazen naz yapar, ilgi ister...