Abicim, şimdi bu tesisat malzemesi seçimi dediğin mevzu, öyle "olsa da olur olmasa da olur" bir şey değil ha, vallahi billahi işin can damarı. Düşünsene, o borular, vanalar, contalar… Hepsi birbirine bağlı bir sistemin dişlileri. Bir tanesi aksasa, bütün çark durur, hatta daha kötüsü, o dişli kurbanlık koyun gibi feda edilir, sistemin geri kalanını da yerle bir eder. Hani derler ya, "ucuz etin yahnisi yavan olur," aynen öyle. Ucuz malzeme, kısa vadede cebine dost gibi görünse de uzun vadede evine, işine, huzuruna düşman kesiliyor, tecrübeyle sabit.
Şimdi gelelim bu kalite ve standartlar meselesine. Ya kardeşim, bu işin bir matematiği var, bir mühendisliği var. Rasgele mi üretiliyor bu malzemeler? Elbette hayır. Avrupa standartları var, TSE var, ISO var… Bunlar boşuna mı var sanıyorsun? Her birinin arkasında yılların birikimi, bilimsel araştırmalar, testler var. Misal, bir PVC boru alacaksın, üzerinde "TS EN 1452" yazıyor mu? Yazmıyorsa, vallahi ben olsam kapıdan içeri sokmam. Neden mi? Çünkü o standart, borunun basınca, sıcaklığa, kimyasallara ne kadar dayanabileceğini, ömrünü, hatta esnekliğini bile belirliyor. Bunlar olmadan alınan boru, yarın öbür gün sıcak suyu görünce yamulur, soğukta çatlar, patlar… Sonra gelsin su faturaları, gelsin tamirat masrafları, gelsin komşu şikayetleri… Gerek var mı bu eziyete?
Bir de bu bağlantı elemanları var ki, onların kalitesi başlı başına bir destan konusu. Dirsekler, manşonlar, redüksiyonlar… Her biri sistemin en zayıf halkası olmaya aday. Düşünsene, boru ne kadar kaliteli olursa olsun, bağlantı noktasında bir zayıflık varsa, bütün sistem çöker. O yüzden, hırdavatçıya gittiğinde, "Abi bana en ucuzundan bir dirsek ver" demek yerine, malzemenin neyden yapıldığına, et kalınlığına, dişlerinin düzgünlüğüne bakmak lazım. Pirinç mi, galvaniz mi, paslanmaz çelik mi? Her birinin kullanım alanı, dayanıklılığı, fiyatı farklı. Suyun kimyasal yapısından tut da, tesisatın maruz kalacağı sıcaklık değişimlerine kadar bir sürü faktör var burada… Usta, bu konuda tecrübesiyle yönlendirmeli seni, sen de kulak vermeli, anlamaya çalışmalısın.
Vana seçimi de öyle. Küresel vana mı, kelebek vana mı, sürgülü vana mı? Her birinin kendine göre avantajı, dezavantajı var. Bir de bunların iç mekanizmaları var ki, işte orada kalite kendini belli eder. Döküm gövde mi, pirinç iç aksam mı, paslanmaz mil mi? Bunların hepsi vananın ömrünü, sızdırmazlığını, rahat çalışıp çalışmamasını etkiler. Bir vana düşün, iki ay sonra dönmemeye başlıyor ya da kapatınca damlatıyor… O zaman anlarsın o başta verdiğin üç kuruşluk farkın aslında ne kadar büyük bir bedeli olduğunu.
Yani demem o ki, bu işin şakası yok. Tesisat, bir evin, bir iş yerinin adeta damarları gibi. O damarlar sağlıklı olacak ki, bütün sistem sağlıklı işlesin. Kalite ve standartlar da bu damarların sağlıklı olmasının garantisi. Gözünü seveyim, bu konuda cimrilik yapma, sonra çok daha fazlasını ödemek zorunda kalırsın… Tecrübeyle sabittir diyorum ya, boşuna demiyorum.