Ulan arkadaş, kaç para verdik o Vaillant ısı pompasına, hani evin her köşesi sıcacık olacaktı? Reklamlarda öyle demiyorlar mıydı? Şimdi bakıyorum, evde sanki bir kutup ayısı geziyor, odaların bir kısmı buz gibi, diğer kısmı da anca ılık. Sanki kombi devri daha iyiydi, en azından ne vereceğini biliyorduk. Hele bu ısı pompası denen meret, bazen bir ısınıyor bir soğuyor, insanı çıldırtıyor vallahi. Yok efendim, dış hava sıcaklığı düştü, yok efendim, cihaz kendini korumaya aldı… Kardeşim ben sana para ödedim, benim evimi ısıtmak senin görevin değil mi? Bazen düşünüyorum, acaba ben mi yanlış kurdum, yoksa ustalar mı bir şeyler eksik bıraktı… İnsanın aklına bin bir türlü şey geliyor, hele o kış ayazında titrerken…
Şimdi gelelim bu işin biraz daha teknik kısmına, ama öyle mühendis jargonuna boğulmadan, biz bize konuşur gibi. Abi, bu ısı pompalarının temel çalışma prensibi havadan ya da topraktan ısı çekip içeriye vermek üzerine kurulu, biliyorsun. Peki, bu çekilen ısı yeterli gelmezse ne olur? İşte o zaman senin evde üşümeye başlıyorsun. Özellikle kışın o sert ayazlarda, dışarıdaki hava -5, -10 derecelere düştüğünde, cihazın dış ünitesi buz tutmaya başlıyor. E doğal olarak buz tutan bir yüzeyden verimli ısı çekebilir misin? Mümkün değil. Cihaz da akıllı, kendini korumaya alıyor, o buzlanmayı çözmek için bir defrost moduna giriyor. Bu da demek oluyor ki, o sırada ısıtma yapmıyor, içerideki sıcak havayı dış üniteye yönlendirip buzu eritmeye çalışıyor. Bu döngü sıklaştıkça da ev bir türlü istediğin sıcaklığa ulaşamıyor, hatta bazen düşüyor bile.
Bir de şu var, bu ısı pompaları öyle kombi gibi anında şalteri açıp evi cayır cayır ısıtan aletler değil. Bunların bir çalışma mantığı var, yavaş yavaş, konforlu bir sıcaklık sağlamak üzerine kurulu. Yani sen eve geldin, "hadi şimdi 25 derece olsun" dedin, çat diye olmaz o iş. Özellikle yerden ısıtma sistemlerinde bu daha da belirgin. Betonun ısınması, o ısının odaya yayılması zaman alıyor. Eğer evin yalıtımı kötüyse, pencerelerden kapılardan cereyan yapıyorsa, ısı pompası ne yapsın? Ürettiği ısı dışarı uçup gidiyor, o da sürekli çalışmak zorunda kalıyor ama bir türlü istediğin sıcaklığı yakalayamıyor. Sanki bir kovayı delik bir muslukla doldurmaya çalışmak gibi, ne kadar doldurursan doldur, hep eksik kalır.
Bazen de sorun çok daha basit oluyor, inanır mısın? Mesela tesisat suyu basıncı. Bu aletler de bir su devirdaimiyle çalışıyor sonuçta. Eğer tesisattaki su basıncı düşükse, pompa yeterli suyu çeviremez, haliyle ısı transferi de doğru düzgün olmaz. Ya da filtreler tıkalıdır, pislik dolmuştur içi, su akışı kısıtlanır. O zaman da cihaz zorlanır, verimi düşer, sana da "yeterince ısıtmıyor" diye şikayet etmek kalır. Bakımının düzenli yapılması bu yüzden çok kritik, ama kim uğraşacak şimdi o işlerle değil mi? Genelde bozulana kadar kimsenin aklına gelmez. Sonra hop, servis gelsin, dünya para…
Bir de şu ayar meselesi var ki, başlı başına bir dert. Bu Vaillant ısı pompalarının kontrol panelleri bazen uzay mekiği gibi, bir sürü tuş, bir sürü menü… Kullanıcı el kitabını okumaya üşeniyoruz, oradan buradan kurcalıyoruz, sonra bir bakıyoruz ki cihaz "ekonomi modu"nda çalışıyormuş ya da "gece modu"nda takılmış kalmış. E o zaman da ister istemez yetersiz ısıtır. Belki de sen 22 derece istiyorsun ama cihaz 20 dereceye ayarlı, farkında bile değilsin. Ya da dış hava sensörü yanlış konumlandırılmış, güneş görüyor, cihaz dışarıyı sıcak zannediyor, içeriyi de ona göre ayarlıyor… İnanır mısın, küçücük bir detay bütün sistemi alt üst edebiliyor. O yüzden diyorum, ayarlarını bir kontrol etmekte fayda var, belki de sorun bu kadar basittir. Yoksa gerçekten insanı çileden çıkarıyor bu durumlar, hele o soğuk günlerde…